Kurban Bayramı Vaazı

2009-11-13 15:03:00

Kurban Bayramı

Kurban, ibadet niyetiyle belirli vakitte, belirli nitelikleri taşıyan hayvanları kesmek demektir. Kurban mali ibadetlerdendir ve Yüce Rabbimizin bizlere vermiş olduğu nimetlere şükrün ifadesidir. Nitekim Yüce Rabbimiz faydalanabileceğimiz sayısız nimetleri bizlerin emrine vermiştir.

İnsanlık tarihiyle beraber sürüp gelen kurban kesme uygulaması, kesiliş amacı ve şekli farklı olmakla beraber bütün dinlerde mevcuttur.  Kur’an-ı Kerim’de bu hususu şöyle dile getirilmektedir.

وَلِكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنسَكاً لِيَذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَى مَا رَزَقَهُم مِّن بَهِيمَةِ الْأَنْعَامِ فَإِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ فَلَهُ أَسْلِمُوا وَبَشِّرِ الْمُخْبِتِينَ

 “Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızk olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır. Şu halde yalnız ona teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele!”[1]  

Bugün bizlerin kesmiş olduğu Kurban ibadetinin şekli Hz. İbrahim ve Hz. İsmail (a.s.)’ın hayatında vuku bulan tarihi bir olaya dayanmaktadır. Bu husus Yüce Kitabımızda şu şekilde anlatılmaktadır.

رَبِّ هَبْ لِي مِنَ الصَّالِحِينَ  &  فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَلِيمٍ & فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَا بُنَيَّ إِنِّي أَرَى فِي الْمَنَامِ أَنِّي أَذْبَحُكَ فَانظُرْ مَاذَا تَرَى قَالَ يَا أَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ سَتَجِدُنِي إِن شَاء اللَّهُ مِنَ الصَّابِرِينَ  &فَلَمَّا أَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَبِينِ & وَنَادَيْنَاهُ أَنْ يَا إِبْرَاهِيمُ & قَدْ صَدَّقْتَ الرُّؤْيَا إِنَّا كَذَلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ & إِنَّ هَذَا لَهُوَ الْبَلَاء الْمُبِينُ & وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍ &  وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْآخِرِين َ & سَلَامٌ عَلَى إِبْرَاهِيمَ  & كَذَلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ    & إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنِينَ

“İbrahim şöyle dedi: “Ben Rabbime (onun emrettiği yere) gideceğim. O bana yol gösterecektir.”  “Ey Rabbim! Bana Salihlerden olacak bir çocuk bağışla.”  Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik.  Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, “Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?” dedi. O da, “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi.  Nihayet her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: “Ey İbrahim!”  “Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.”  “Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır.”  Biz, (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık.  Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık.  İbrahim’e selam olsun. İyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o mü’min kullarımızdandı.”[2]

Kurban Bayramı bizleri için önemli olan iki Dini bayramımızdan biridir. Kurban Bayramı Zilhicce ayının 10. 11. 12. 13. günleridir. Sevgili Peygamberimiz hicretten sonra Medinelilerin iki bayramı olduğunu öğrenince “Allah sizin için o iki günü, daha hayırlı iki günle Ramazan ve Kurban bayramıyla değiştirmiştir”[3] buyurmuşlardır. Ramazan ayı ruhumuzun huzura kavuştuğu bir aydı. Ramazan Bayram sabahını da o neşeyle idrak etmiştik. Kurban Bayramı ise, Kurban kesmekle malımızın şükrünü eda ettiğimiz, yardımlaşma duygumuzun doruğa ulaştığı bir bayramdır.

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de Kurban ibadeti hakkında şöyle buyurmaktadır.

فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ “Rabbin için namaz kıl kurban kes”[4]

Sevgili Peygamberimizde Kurban ibadetini yaşadığı müddet boyunca hiç terk etmemiş hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur. “Kim imkânı olduğu halde kurban kesmezse bizim mescidimize yaklaşmasın”[5] , “Ey insanlar, her sene, her ev halkına kurban kesmek vâciptir”[6]

Hanefi Mezhebine göre, Bir kimsenin kurban kesmekle yükümlü olabilmesi için dört şart aranır:

1. Müslüman olmak.

2. Akıllı ve bulûğa ermiş olmak.

3. Mukim olmak, yani yolcu olmamak.

4. Belirli bir malî güce sahip bulunmak.

Dinen yolcu hükmünde olan kimse kurban kesmekle yükümlü değildir. Ancak yolcu hükmünde bulunan kimsenin tek başına veya mukimlerle birlikte kurban kesmesine bir engel de yoktur. Hanefî mezhebine göre, kurban kesmeyi vâcip kılan zenginliğin ölçüsü, zekâtta ve fıtır sadakasında aranan zenginlik ölçüsüyle aynı olup kişinin borçları ve aslî ihtiyaçları dışında 20 miskal (80.18 gr.) altına, ya da buna denk bir paraya veya mala sahip olmaktır. Bu miktar bir mala sahip olan kimsenin kurban kesme imkânına sahip olduğu düşünülmüştür. Ayrıca sabit gelirlilerin aslî ihtiyaç harcamalarını çıktıktan sonra yıllık gelirinden artakalan miktar 80.18 gr. altın değerine ulaşıyorsa kurban kesmeleri gerekir. Uygun olan, kurban alma imkânı bulunmayan kimselerin, kurban kesmek için kendini zorlamamasıdır.

Kurban edilecek hayvanlarda aranılan şartlara gelince; Yukarıda açıkladığımız şartları taşıyan mükelleflerin Kurban kesmeleri gerekmektedir. Kesilecek kurbanla ve nasıl kesileceği ile ilgili temel şartları şöyle sıralayabiliriz.

1.İslam Dininde kurban edilecek hayvanların neler olduğu belirtilmiştir. Bunlar; Büyük baş hayvan olarak, Sığır, Manda ve Deve, Küçükbaş hayvan olarak, Koyun ve Keçidir. Zikretmiş olduğumuz bu hayvanların erkek veya dişi olmalarında herhangi bir sakınca yoktur. Dileyen bu hayvanlardan hangi cinsini isterse onu kurban edebilir. Ancak tavuk, kaz, vb. kümes hayvanları ile ceylan gibi hayvanların Kurban edilmesi caiz değildir. Koyun ve keçi bir kişi, sığır, manda ve deve ise yedi kişiye kadar hisseli kurban edilebilir.

2.Koyun ve keçi cinsinden hayvanlar bir yaşını doldurduktan sonra kurban edilebilir. Koyunun semizlik ve gösteriş olarak bir yaşındakilerle aynı olması halinde altı ayını tamamladıktan sonra da kurban olabilir. Sığır ve manda cinsinden hayvanlar iki yaşını, deve ise beş yaşını tamamladıktan sonra kurban olarak kesilebilirler. Koyun ve keçi bir kişi tarafından, sığır, manda ve deve ise yedi kişiye kadar hisseli kesilebilirler.

3.Kurban edilecek hayvanlarda kurbana engel olabilecek bir özür bulunmamalıdır. Bu sebeple aşağıda sayacağımız özürler bir hayvanda bulunursa o hayvan kurban edilmez.

-İki veya bir gözü kör olması

-Çok zayıf, çelimsiz olması

-Kurban edilecek yere kadar yürüyemeyecek durumda topal olursa

-Kuyruğunun veya kulağının üçte ikisinin olmaması

-Küçükbaş hayvanlarda bir memesi, sığırda ise iki memesi kurumuş olması

-Boynuzunun çoğunun veya tamamının kırık olması

Ancak hayvanın doğuştan boynuzsuz, şaşı, topal ve deli, biraz hasta, bir kulağı delinmiş veya yırtılmış olmasında kurban açısından bir sakınca yoktur.

4.Kurbanın Kurban bayramı günlerinde kesilmesi gerekir. Bu günler ise, Hanefi Mezhebine göre, kurban bayramının ilk üç günü yani zilhicce ayının 10, 11 ve 12. günleri, bayram namazının kılınmasından, 3. günün akşamına kadarki süredir. Kurban kesim işlemine Bayram namazı kılındıktan sonra başlanılmalıdır. Sevgili Peygamberimiz bu husus şöyle dile getirmektedir. “Bu günümüzde bizim için ilk yapılacak şey namaz kılmaktır. Ondan sonra evlerimize dönüp kurban kesmek olacaktır. Her kim (böyle) yaparsa Sünnetimize uygun iş görmüş olur”[7] Kurban bayramı günü bayram namazı kılınmadan önce kesilen hayvanların kurban olarak kabul edilmediği ve bayram namazından sonra yeni bir kurban kesilmesinin gerektiği unutulmamalıdır.

5.Kurbanın kesilme amacı tamamen ibadet kastı olmalıdır. Tek başına kesen içinde ortaklı kesenler için de durum böyledir. Allah rızası güdülmeyen her ibadette hayır olmadığı gibi Kurbanda da hayır olmayacaktır.

Kurban ibadetini yerine getirirken aklımızda bulunması gereken en önemli husus, Yüce Rabbimizin rızası olmalıdır. Çünkü ibadetlerimizin makbul olmasının temel şartı Allah rızasıdır. Yapmış olduğumuz ibadetin dünya ve ahiret getirisi olması için temel şart, niyetin halis bir halde tutulmasıdır. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır.    

لَن يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلَكِن يَنَالُهُ التَّقْوَى مِنكُمْ كَذَلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللَّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَبَشِّرِ الْمُحْسِنِينَ

“Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat ona sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele.”[8]

Sevgili Peygamberimizde; … وإِنَّمَا لِكُلِّ امرئٍ مَا نَوَى إنَّما الأَعمالُ بالنِّيَّات   “Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır.”[9]  buyurarak, ibadetlerin Allah katında kabul noktasının niyet olduğuna işaret etmektedir. Gösterişe yönelik veya sadece et yeme amaçlı kesilecek Kurbanlar sadece bu amacı gerçekleştirecektir.

Kurbanların kesim işleminde her hususta titiz davranılmalıdır. Hayvan kesim yerine incitilmeden götürülmeli, kendisine zarar vermeden yere yatırılmalı ve özellikle kesim işleminde keskin bir bıçak kullanılmalıdır. Hz. Peygamber (s.a.v.) bu hususta şu uyarıyı yapmaktadır.

وَإذَا ذَبَحْتُمْ فأحسِنُوا الذِّبْحَةَ وَلْيُحِدَّ أحَدُكُمْ شَفْرَتَهُ وَلْيُرِحْ ذَبِيحَتَهُ “Kesecek olursanız kesmeyi iyi yapın. Bıçağın ağzını bileyin. Hayvana (zahmet vermeyin) rahat ettirin.”[10]

Kurban kıbleye doğru yatırılmalı ve kesilmeden önce Kurban sahibi Kur’an-ı Kerim’de geçen şu ayet okumalıdır.

قُلْ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.”[11]  

Ayet okunduktan sonra “Bismillâhi Allahü ekber” denilerek ve tekbirler getirilerek kurban kesilmelidir. Çünkü Allah’ın ismi anılmadan kesilen hayvanlar Yüce Rabbimiz tarafından bizlere haram kılınmıştır. Ayrıca Sevgili Peygamberimizde şöyle buyurmaktadır."Bayramınızı tekbir getirmek suretiyle süsleyiniz."[12]

Kurbanların eti üç bölüme ayrılmalıdır. Bir bölümü ev halkına, ikince bölüm eş, dost ve akrabaya hediye edilmeli, üçüncü bölüm ise, fakirlere dağıtılmalıdır. Kişinin bakmakla yükümlü bulunduğu kimselerin kalabalık olması veya ihtiyaçlarının bulunması halinde kurban etinin kimseye dağıtılmadan evde tüketilmesinde de bir sakınca görülmemiştir. Bu durumu kurbanı kesenin kendisi takdir etmelidir. Kurban Yukarıda işaret ettiğimiz üzere, sadece Allah rızası için kesildiğinden dolayı, Kurbanın etini satıp gelir getirici bir hale dönüştürülmemelidir. Kurbanın derisi, yünü, bağırsakları, kemikleri, iç yağı gibi eti dışında kalan parçalarının da sahibine gelir temin etmek amacıyla para ile satılması câiz değildir. Bunları kurban sahibi evde kullanabileceği gibi kullanılmak üzere birine hediye de edebilir. Şayet satacak olursa parasını tasadduk etmesi gerekir.

Kurban kesim işleminden sonra dikkat edilmesi gereken bir husus ise çevre temizliğidir. Yüce Dinimiz Temizliği her daim emretmiş, temizliği ibadetin temel şartı görmüştür. Nitekim Sevgili Peygamberimiz temizliği imanın yarısı olarak nitelemiştir. Bizlerde Kurbanlarımızı kestikten sonra onlardan geride kalan artıkları çevreye rahatsızlık verecek bir şekilde atmamalı, günümüzde belediyelerin bizlere göstermiş olduğu yerlere bırakmalıyız. Unutmayalım ki; çevreye vermiş olduğumuz rahatsızlık kul hakkı doğuracaktır. İbadetlerimizin özü olan temizliği hem kesim esnasında hem kesimden sonra gerçekleştirmeli, Müslüman insan olarak bize yakışan davranışları ortaya koymalıyız.

Kurban bayramı süresince unutmayacağımız önemli bir husus ise, Teşrik Tekbirleridir. Teşrik Tekbirleri Kurban bayramından bir gün öncesinden yani Arife günü sabah namazından itibaren başlar, dördüncü günü ikindi namazına kadar yirmi üç vakit farz namazlarının peşine, selam verdikten sonra bir defa getirilir. Hanefi mezhebine göre Teşrik Tekbirleri, ister cemaatle ister tek başına olsun ister yolcu ister mukim olsun erkek ve kadın her kese vaciptir. Teşrik Tekbiri şöyle getirilir. "Allahü ekber, Allahü ekber. Lâ ilahe illallahu vallahu ekber. Allahü ekber ve lillâhilhamd." Teşrik tekbirleri gününde kılınmayan namazlar kaza edilirse, Teşrik tekbirlerini de almak gerekir.

Kurban mali bir ibadet olması yanı sıra, kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutan ve sosyal adaletin gerçekleşmesine katkıda bulunan bir ibadettir. Aslında bayramların özünde bu husus yatmaktadır. Bayramlar, birlik ve beraberliğimizin en üst seviyede yaşadığımız günler olmalı, büyükler ziyaret edilmeli onların hayır duası alınmalı, küçükler unutulmamalı ve bu günler küçüklerimizin her daim akıllarında güzel izler bırakıcı bir zaman dilimi olmalıdır.

Günümüzde et satın alma imkânı hiç bulunmayan veya çok az olmak koşuluyla et alabilen yoksul aileler vardır. Kurban Bayramında kestiğimiz hayvanların etlerini fakirlere ulaştırmak suretiyle, içimizde bulunan yardımlaşma duygusu en güzel şekilde ortaya çıkarmalıyız. Çünkü Allah yolunda harcanan her şey, bizlere zevk ve mutluluk verir ve bizleri cimrilik hastalığından korur, dünya malına olan aşırı bağlılığımızı ortadan kaldırır. Fakirlerinde ellerine geçenlerden dolayı şükür çoğalır, başkalarının mallarında eğer gözleri varsa bu durum ortadan kalkmış olur. Bu sebeple bize düşen asıl görev birbirimizle olan diyalogumuzu kesmemizdir. Bu hususu Sevgili Peygamberimiz şöyle dile getirmiştir.

مثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وتَرَاحُمِهِمْ وتَعاطُفِهِمْ ، مَثَلُ الْجَسَدِ إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَداعَى لهُ سائِرُ الْجسدِ بالسهَرِ والْحُمَّى

“Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.”[13]

Vaazımızın bu kısmında Bayram namazı ile ilgili genel prensipleri paylaşmak isterim. Çünkü Bayram namazları yılda iki defa kılınması sebebiyle unutulmuş olma ihtimali olabilmektedir. Bayram namazı, biri ramazan bayramında diğeri kurban bayramında olmak üzere yılda iki defa kılınan iki rek‘atlık bir namazdır. Bayram namazı Hanefî mezhebinde, cuma namazının vücûb şartlarını taşıyan kimselere vâciptir. Bayram namazının diğer namazlardan kılınış bakımından farkı, bunun her rek‘atında üçer fazla tekbir olmasıdır. Bu fazla tekbirlere "zâit tekbirler" denir.

Bayram namazı kılmaya niyet edip imama uyduktan sonra imamla beraber tekbir alıp namaza başlarız. “subhaneke” okuduktan sonra, üç defa tekbir alırız. İlk tekbir aldıktan sonra ellerimizi yana salıveririz. İkinci tekbir aldıktan sonra yine ellerimizi yana salıveririz, üçüncü tekbir aldıktan sonra ellerimizi bağlarız. İmam Efendi fatihayı okur fatiha ile beraber bir başka süre okuduktan sonra rükuya gider secdelerimizi yerine getirdikten sonra ikinci rekata kalkarız. İkinci rekatta İmam Efendi fatiha ve bir süre okuduktan sonra, imamla beraber ilk tekbiri alır ellerimiz yana salıveririz. İkinci tekbir alıp yine ellerimizi yana salıveririz, üçüncü tekbir alıp yine ellerimizi yana salıveririz. Dördüncü tekbirle beraber rükuya eğilip, secdelerimizi yaptıktan sonra kadeye oturur, tahiyattımızı okuyup, dualarımızı getirdikten sonra selam veririz. Namazdan sonra imam minbere çıkar ve hiç oturmaksızın hutbe okur. Hutbenin sonunda Tekbirler getirilerek dua edilmektedir.

Bugün bayram. Bugün Kurban Bayramı. Bugün Müminlerin Sevinç günü. Bugünde yapmamız gereken birçok husus var. Kendi aralarımızda ki ziyaretlerimizin yanında hasta olan kardeşlerimizi de ve ahire göç eden kardeşlerimizi de unutmayalım. Hastalarımızı ziyaret ederek onlara geçmiş olsun temennilerimizi sunalım, kabirlerimizi ziyaret ederek orda yatanlara hayır duada bulunalım ve Yüce Rabbimizden rahmet dileyelim.

Bu dünyaya kavga etmek için gelmedik. Bayram gününde yaşamış olduğumuz birlikteliğimizi hayatımızın tamamına aktarmalıyız. Bu günde şöyle bir camiye bakmanızı isterim. Birlik ve beraberlik içerisinde, aynı safta buluştuk. Neşe içerisinde, huzur ile Rabbimize yöneldik. Amir-memur, zengin-fakir, büyük-küçük demeden, hiçbir ayrım gözetmeden Allah’ın evine misafir olduk. Bu birlikteliğimizi hiçbir zaman kaybetmeyelim. Birlikten güç doğduğunu unutmayalım. Şu bayram günlerinin vermiş olduğu huzuru, kardeşliği hiçbir zaman bozmanın çabası içinde olalım. Baki kalan bu dünyada bir hoş seda değil midir? Yunus Emre şu dörtlüğüyle aramızda olması gerekeni ne güzel ifade etmiştir.

Ben gelmedim davi için

Benim işim sevi için

Dostun evi gönüllerdir

Gönüller yapmaya geldim.

Bize verilmiş olan bu hayat en güzel şekilde tamamlanılması gereken bir zaman dilimidir. Çünkü yaşamış olduğumuz bu dünyadaki her şeyin hesabını Yüce Rabbimize vereceğiz. Bu sebeple dünya ve ahiret mutluluğunun sırrı, Yüce Rabbimizin bizlerden istemiş olduğu emirlerini yerine getirme ve yasaklarından kaçınmanın yanı sıra, İnsanlarla olan diyaloglarımızı da İlahi rahmete uygun sürdürmektir.

Bu güzel günlerde aramızdaki sevgi ve muhabbetin daim olmasını, birlik ve beraberliğimizin hiçbir zaman bozulmamasını, merhamet duygularımızın her daim canlı olmasını, büyüklerimize saygı küçüklerimize şefkat duyan nesillerin yetişmesini Yüce Rabbimden temenni ederim. Kurban bayramını tebrik eder, kendimize, Milletimize ve bütün İslam âlemine hayırlar getirmesini Yaratanımızdan niyaz ederim.

1454
0
0
Yorum Yaz